top of page

Gordiyon Antik Kenti ve Kral Midas Efsanesi.

Güncelleme tarihi: 20 Ara 2023

Frigya’nın Göz Bebegi: Gordiyon Antik Kenti

Dönemin önemli ticaret merkezlerinden Persler döneminde ise Kral yolu üzerinde bulunan gözde bir şehir.

Uzun yıllar medeniyetlere ev sahipliği yapmış. İsmini Midas'ın babası Gordios'dan almıştır.

Burada bir çok tümülüs yani aslında mezarlar bulunur bunların en büyüğünün de Midas Tümülüsü olarak bilinen Tümülüs olduğunu söyleyebiliriz.

Tümülüslerin büyüklüklerinin insanların sosyal statüleriyle alakalı oldukları bilindiğinden en büyük tümülüsün Kral Midasa ait olduğu söylense de Midas tümülüsü olan bu yerin aslında Kral Gordiosa ait olduğuna dair kanıtlar var. Peki neden hala ismi Midas tümülüsü diyecek olursanız;

Kral Midası hemen hemen hepimiz en az bir kere duymuşuzdur. Eşek kulaklı Midas hikayesi veya dokunduğunu altına çevirdiğiyle ilgili mitlerle karşılaşmışızdır.

Ama Gordiosun pek de dillere pelesenk bir hikayesi yok bu yüzden biraz tam kesinleşmemiş olmasından dolayı biraz da turistik amaçlarla hala ismi Midas Tümülüsü olarak duruyor.


Gordiyon aslında çok önemli bir şehir bunu tarihte Büyük Makedonya Kralı Büyük İskender'in Gordiyon’da bir kış geçirmesinden ve hatta Gordiyon Düğümü efsanesinden görüyoruz.

Gordiyon düğümü çözülmesi çok zor olan ve bir kahinin kehanetine göre ise bu düğümü çözen kişinin Asya’nın hakimi olacağını söylediği bir düğüm. Büyük İskender ise bu düğümü çözmeyi deniyor fakat kendisi kılıcını kullanarak düğümü kesiyor ve bir şekilde de olsa düğüm çözülmüş oluyor bu hikaye gerçek olsa da olmasa da İskender'in Gordiyon'dan sonraki Asya seferlerinin başarısı bu hikayeye olan inancı güçlendiriyor.

Birçok müzik aleti de Frigler tarafından geliştirilmiş. Anadolu kilimlerindeki binlerce yıllık motifler Frig motiflerinden geliyor. Maden ve ağaç işlemeciliğinde çok gelişmiş olan Frigler’in özellikle çengelli iğne yapımında kullandıkları teknolojinin o döneme göre çok ileri olduğu görülüyor. Hatta Anadolu medeniyetler müzesinde bu eserleri daha yakından inceleyebilirsiniz.

Gordion Müzesi’nde ise Gordion Antik Kenti’nin yer aldığı höyükte ve çevresinde bulunan tümülüslerdeki çalışmalardan elde edilen eserler sergileniyor. Özellikle Büyük Tümülüs’den (Midas Tümülüsü) çıkan fibulalar, kaseler, yazıtlar ve süsleme tuğlaları dikkat çekiyor. Müzede ayrıca Eski Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı, Geç Tunç Çağı, Erken Frig Çağı, Erken Demir Çağı, Geç Frig Çağı, Lidya, Helenistik ve Roma dönemine ait eserler yer alıyor.

Ve ayrıca burada en eski mozaik örneklerini de görüyoruz.

Tümülüs’ün mezar odası, dünya üzerinde günümüze ulaşabilmiş en eski ahşap yapı örneği olarak biliniyor. Mezar odası olarak inşa edilen bu yapıda çam, sedir ve ardıç olmak üzere 3 farklı ağaç kullanılmış.


Midas ve Efsaneleri

Midasın iki efsanesinden bahsetmiştik biraz detayına inmek gerekirse şarap tanrısı Dionysus (Bacchus diye de bilinir), müritleriyle birlikte dağ tırmanışı yapmaktadır. Birden, akıl hocası ve sütbabası, yarı insan yarı keçi olan kır tanrısı Silenus'un kaybolduğunu fark eder. Silenus yaşlıdır ve şarap içerek sarhoş şekilde oradan oraya gezmektedir. Frigyalı köylüler, Silenus'u bularak Kral Midas'a götürürler. (Hikayenin bir başka versiyonunda ise Silenus Midas'ın gözü gibi baktığı gül bahçesinde uyuyakalmıştır.)

Kral Midas Silenus'u tanır ve ona çok misafirperver davranır. 10 gün 10 gece misafir ettikten sonra, Midas Silenus'u alır ve Lydia'da bulunan Dionysus'un yanına götürür. Dionysus, ince davranışından dolayı Midas'a istediği bir dileğini gerçekleştirme vaadinde bulunur. Midas, "Dokunduğum her şeyin altına dönmesini istiyorum" der, Dionysus da ona bu gücü verir. Midas, gücünü denemek için ilk gördüğü meşe ağacının ince bir dalına dokunur, dal anında altına döner. Ardından bir taşa dokunur, taş hemen altın olur.

Midas, ne kadar yanlış bir dilekte bulunduğunu anlar. Kızına dokunduğunda onun da altına dönüşünü izledikten sonra Dionysus'a koşarak bu lanetli gücü ondan geri almasını ister. Dionysus, Midas'ın haline acıyıp ona Paktalos Irmağı'nda yıkanmasını salık verir. Midas söyleneni yapar ve oluk oluk akan altın parçalarıyla birlikte gücünü nehre verir. Eve geldiğinde, her şeyin yine eski haline döndüğünü fark eder. Kızı bile normale dönmüştür, onu kucaklar. (Efsanenin bir başka versiyonunda ise, Midas altına dönüştürdüğü kızını eski haline çeviremez ve aç gözlülüğünün bedelini çocuğunun ölümüyle ödemiş olur.) daha sonrasında dersini alan Midas bu elde ettiği zenginliği halkıyla paylaşır ve açgözlü olmamayı öğrenir.

Paktalos Irmağı (Sart Çayı) bugün, halen çevresinde altın madenlerinin bulunduğu bir sudur. Irmakta altın oluşu Midas'ın orada yıkanmasıyla bağdaştırılır.

Aristotales'e göre ise hikaye farklı biter; Midas dokunduğu her şeyin altına dönmesi nedeniyle yemek yiyemez ve su içemez hale gelerek, açlıktan ölmüştür.

Altına dönüştürme gücü nedeniyle zor günler geçiren Midas, bu olay sonrasında zenginlikten ve görkemden nefret etmeye başlar. Bulunduğu yerden taşınarak Kır Tanrısı Pan'ın müridi olur. Pan bir gün, müziğin, sanatın, ateş ve şiirin tanrısı Apollon'a müzik konusunda meydan okunur. Pan ve Apollın arasında bir enstrüman yarışması düzenlenir. Dağ-tanrı Tomolos hakem olarak seçilir. Tanrı Pan, flüt çalar; Apollon ise lir Tmolos kazananın Apollon olduğunu söyler. Bir kişi hariç, izleyenler bu kararın doğru olduğu düşünür. O kişi, Kral Midas'tır. Apollon, Midas'ın Pan'ı seçmesine çok kızar ve "iyi müzikten anlamayan kulak, insan kulağı olamaz" deyip Midas'ın kulaklarını eşek kulağına çevirir.

Plama il Giovane adlı ressam, "Apollo and Marsyas" adlı tablosunda bu efsaneyi resmetmiştir.

Midas bu kulakları büyük şapkalar takarak saklamaya başlar. Saçlarını kesen berberi, kralın bu sırrını bilir ancak Midas'ın isteği üzerine kimseye söylemez. Berber bir gün, sırrı daha fazla saklayamayacağını düşünerek uçsuz bucaksız bir çayıra çıkar ve toprağa derince bir kuyu kazar.

Ardından kuyuya "Kral Midas'ın eşek kulaklarına benzeyen kulakları var" diye seslenir. Kuyudan çıkan su, Midas'ın sırrını sazlara iletir, sazlar ise rüzgara söyler. Rüzgar da bu haberi ese ese her yere duyurur. Böylece, tüm ülke Midas'ın kulaklarının hikayesini öğrenir.

Midas'ın alay konusu haline gelen kulaklarını kesmeyi de denese kulaklar tekrar uzar ve Midas gözyaşları içinde Apollona yalvarır. Apollon ise ona acıyarak kulaklarını düzeltir fakat bunun karşılığında canını alır ve onu bir mezara gömer.


Frigler ve Kral Midas hem araştırması hem de yazması çok keyifli bir konuydu. Eğer Ankara’ya yolunuz düşerse Anadolu Medeniyetler Müzesini ve Godiyon Antik Kentini gezmeyi unutmayın.


17 görüntüleme

Comments


bottom of page